Polikistik Over Sendromunda (PCOS) Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Ağustos 6, 2019 02:02 | HASTALIKLARDA BESLENME

Polikistik Over Sendromu (PCOS), kadınlarda özellikle doğurganlık döneminde en sık görülen hormonal bir hastalıktır.

            Genellikle ergenlik döneminde görülmesinin sebebi, aktifleşen hormonal sistem hatalı çalışmasıyla PCOS’un gelişmesidir. Ergenlik döneminde kilonun artması halinde insülinin fazla salgılanması yumurtalıkları etkileyerek hormonal durumu olumsuz etkilemiş olur. Bu sendromun görülme oranı da artmış olmaktadır. Ayrıca adet düzensizliğine ve hamilelik şansının azalmasına da neden olmaktadır.

            PCOS bulunan kadınlarda diyabet, kalp hastalığı, metabolik sendrom gibi sağlık sorunlarının görülme riski artmaktadır. Bu nedenle erken evrede teşhis ve tedavi önemlidir.

            Başlatıcı faktör henüz tam olarak anlaşılamadığı gibi genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi bu sendromu tetiklediği düşünülmektedir.

PCOS’un Belirtileri;

  • Hirşutizm (tüylenme)
  • Akne (%25’inde)
  • Saç dökülmesi (%70’inde)
  • Amenore (regl olamama- %25-50’sinde)
  • Obezite (%40-60’ında)
  • İnfertilite (kısırlık- %55-75’inde)
  • Oligomonore (adet düzensizliği-%50-90’ında)

Ayrıca depresyon, anksiyete, uyku apnesi gibi belirti ve bulgularda verebilir.

            PCOS’un evrensel bir tanımı olmadığı için birçok kadında henüz teşhis edilememiştir.

Günümüzde doğurganlık çağındaki kadınların %5-10’unu,infertil (kısırlık) kadınların ise %15-20’sinde PCOS görülebilmektedir.

            PCOS tanısı almış 2 kadından birinde obez görülmekle birlikte bu kişilerde insülin direnci, dislipidemi ve infertilite de rastlanmaktadır.

Polikistik Over Sendromu’nun Tedavisi

  • Normal kilonun korunmasını sağlamak
  • İnsülin direnci sırasında çıkabilecek hastalıkları önlemek
  • Endometrium (rahim içi tabakası) korunması
  • Gebelik istemine yönelik tedavi
  • Dolaşımdaki androjen (erkeklik hormonunu) azaltma

Polikistik Over Sendromu’nda Beslenme

            Polikistik Over Sendromu (PCOS) tanısı almış kişilerde dengeli beslenme yaşam tarzı olmalıdır. Kilo artışı PCOS belirtilerini şiddetini artırır ve sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlar. Sık sık ve ara ara beslenerek, açlık krizleri azaltılmalı böylece vücut yağlanmasını da engelleyebilir. Yüksek lif içeriği olan, doymuş yağlardan fakir ve glisemik indeksi düşük bir diyet önerilir.

            Çok düşük kilo kayıpları bile metabolik durum ve hormonal değerleri üzerinde olumlu etkileri olmaktadır. Bu nedenle ideal ağırlığa, ağırlığının % 10’unu altı ay içerisinde kaybedecek şekilde hedeflenerek diyet planlanmalıdır.

            Diyetle birlikte düzenli egzersiz oldukça önemlidir özellikle kardiyo egzersizler yağ kaybını hızlandırır ve insülin direnci üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu tarz spor aktivitelerini rutin durum olarak yapın. Günlük ineceğiniz durağa bir durak öncesinden inin, telefonla konuşurken yürüyün, yemek saatlerinizin yarı süresini yürüyüşle geçirin, aracınızı uzak bir yere park edin, asansör yerine merdiven kullanın.

Polikistik Over Sendromunda Beslenme Tarzınızı Değiştirin

            Sağlıklı bir beslenme planını oluşturmak diyet yapacağınız düşüncesine karşı sizi stresten uzak tutabilir. Kilo probleminiz olmasa bile size özgü bir beslenme programı ile PCOS belirtilerini en aza indirmeniz mümkün. Bunu alışkanlık haline getirmeye çalışın ki ömür boyu diyet yapıyorum algısı zihninizde kaygı yaratmasına neden olmasın.

            Diyetin amacı, kısa sürede semptomları düzeltmek uzun dönemde tip2 diyabet, kardiyovasküler hastalık ve gelişebilecek diğer hastalıkları önlemektir.

            Beslenme planınızda 3 ana, 3 ara öğün olacak şekilde ara ara ve sık sık tüketim alışkanlığı oluşturmak. Acıkmayı beklemeyin, benzer saatlerde belirli saat aralıklarıyla beslenin, aksi halde açlığınızı kontrol edemez hale gelebilirsiniz. Düzensiz beslenme kan şekerinizin de düzensiz olmasına sebep olarak ani acıkmalar ve tatlı istekleri ile kendinizi mücadele ederken görürsünüz.

            Ayda 2-4 kilo kaybı ideal kilo kaybı olarak söylemek mümkün. İnsülin direnci ve hormonal dengesizlik metabolizmanızın yavaş çalışmasına neden olabilir. Elinizden gelen tüm gayreti gösterip programınızı sürdürmeye devam edin, hedefinize ulaşacaksınız.

            Motivasyon yaşamanızda ve diyetinizde bulunsun. Bunun için kendinize ödül verin, 1 öğün istediğiniz bir yiyeceği tüketin. Tüketeceğiniz miktar konusunda aşırıya kaçmayın.

            Diyetinizin temeli insülin direncine yönelik beslenme olsun.

            İnsülin direncine yönelik beslenme planında, doymuş yağdan fakir, glisemik indeksi düşük besinler ve yüksek lif kaynağı bulunan daha çok bitkisel proteine ağırlık veren bir diyettir.

            Doymuş yağ içeren tereyağ, margarin, kuyruk yağı tüketmeyin. Tereyağını günlük olarak pişen yemeklerde 1 tatlı kaşığı olarak sınırlandırın. Yemek pişirmede zeytinyağını kullanmaya özen gösterin. Badem, ceviz, fındık gibi kuruyemişleri ve avokado, chia tohumu gibi kaliteli yağları tüketin. Tüketirken miktarına da dikkat edin.

            Glisemik indeksi yüksek yiyecekler olan hazır paket gıdalar, şeker ve şeker içeren yiyecekler, hamur işleri (beyaz un ve şeker ilave edilen), bazı meyveler (karpuz, muz, üzüm, havuç, incir…), bazı sebzeler (patates, bezelye..), pirinç, makarna, beyaz ekmek, gazlı ve şekerli içecekler, alkol ürünleridir. Bunları tüketmediğiniz durumda, kilo vermeniz kolaylaşır, insülin direnciniz düşebilir. Açlığınızı kontrol altına almaya başlamış olursunuz.

            Lif kaynağından zengin sebze, meyve ve tahıllara öğünlerinizde bulundurun.

            Kurubaklagiller haftada 2-3 kez tüketerek bitkisel proteine ağırlık verin. Kırmızı et yerine daha çok beyaz eti tercih edin.

            Yemek pişirirken haşlama, buğulama, ızgara, buharda pişirme yöntemlerini kullanın. Kızartma, kavurma yöntemlerinden kaçının.

            Diyet/light gibi ibareler içeren katkılı ve paketli yiyecekleri tüketmeyin. Doğal besinleri tercih edin.

            Tuz tüketimini sınırlandırın. Turşu, salamura, zeytin gibi tuz miktarı fazla olan yiyecekleri suda bekletin.

            Ödeminiz varsa günlük 2,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Hareketsiz yaşam ödem oluşmasına neden olabilir. Günlük yarım saat yürüyüş ödeminize iyi gelecektir.

            PCOS tanısı olan kadınların % 50-70 ‘inde insülin direnci görülmektedir. Bu nedenle insülin değerlerinin takip edilmesi gerekmektedir.

            PCOS, LH hormonun ( hipofiz bezi tarafından üretilir ve üreme sistemini kontrol ederek kadınlarda yumurtalıkları etki eder) aşırı salgılanması ve FSH hormonun (beyinde salgılanan ve yumurtalığın gelişimini sağlar ) daha az salınımına sebep olur.

            PCOS tanısı olan kadınların 3 ‘te 2 sinde metabolik sendrom görülmekte. Eğer obez ise metabolik sendrom ve insülin direncinin gelişme riski daha fazla olmaktadır.